CaDı' NıN MeKaNıNa HoŞ GeLDiNiZ...

6/3/2008 - BU KADAR SEVEBİLİR MİSİNİZ?

merhaba arkadaşlar.gerçekten bi gittim bi daha da gelmedim...

bilmiyorum sanırım gelmemeye alıştım...

yada bilmiyorum...

yinede özür diliyorum sizden...bu kadar ara vermemek lazım.şimdi geldim ama yazacak bi yazı yok elimde.o yüzden sevdiğim bi hikayeyi sizlerle paylaşıcam.yine de hikayenin bi kaç kısmı bence saçma.bi kişi eğer sevdiğinden uzak durmayı kafasına koymuşsa bunu sonuna kadar sürdürmeli.sonradan başka şekilde tekrar onu sevdiğini belirtmesi ve yanında olamaması onun sevdiğine daha çok acı verir...

neyse benim yorumum bu buyrun sizde okuyun :)

aslında başta yorum yapmamak gerek ama idare edin :)bazen yorum yapamadan duramıyorum.napimmm yine de bu hatalı bi davranıştır :D

isimsiz cadı

                                  BU KADAR SEVEBİLİR MİSİNİZ?

 

Bir otobüs durağında karşılaşmışlardı ilk kez… Biri tıpta okuyordu, öbürü mimarlıkta. O ilk karşılaşmadan sonra, bir kere, bir kere, bir kere daha karşılaşabilmek için, hep aynı saatte, aynı duraktan, aynı otobüse bindiler. Gençtiler, çok genç… Birbirleriyle konuşacak cesareti bulmaları biraz zaman aldı ama sonunda başardılar. İkisi de her sabah otobüse bindikleri semtte oturmuyorlardı aslında. Delikanlı arkadaşında kaldığı için o duraktan binmişti otobüse, kız ise ablasında… Sırf birbirlerini görebilmek için, her sabah erkenden evlerinden çıkıp, şehrin öbür ucundaki o durağa, onların durağına geldiklerini, gülerek itiraf ettiler bir süre sonra…

 

Okullarını bitirince hemen evlendiler. Mutluydular hemde çok mutlu… Bazen işsiz, bazen parasız kaldılar ama öylesine sıkı kenetlenmişti ki yürekleri ve elleri hiçbir şeyi umursamadılar. Ayın sonunu zor getirdikleri günlerde de ünlü bir doktor ve ünlü bir mimar olduklarında da hep mutluydular. Zaman aşımına uğrayan, alışkanlıklara yenik düşen, banka hesabında para kalmadığı, için ya da tam tersine o hesabı daha da kabarık hale getirmek uğruna bitip-tükeniveren sevgilerden değildi onlarınki… Günler günleri, yıllar yılları kovaladıkça sevgileride büyüdü; büyüdü… Tek eksikleri çocuklarının olmamasıydı. Zorlu bir tedavi sürecine rağmen çocuk sahibi olmayınca,’’bütün mutlulukların bizim olmasını beklemek, bencillik olur’’ diyerek devam ettiler hayatlarına. Çocuk yerine, sevgilerini büyüttüler…’’Senin için ölürüm’’derdi kadın, sımsıkı sarılıp adama ve adama’’Hayır, ben senin için ölürüm’’ diye yanıt verirdi hep…

 

Bazen eve geldiğinde, aynanın üzerinde bir not görürdü kadın, ‘’Bir tanem, kütüphanenin ikinci rafına bak…’’ Kütüphanenin ikinci rafında başka bir not olurdu,’’Mutfaktaki masanın üzerine bak ve seni çok sevdiğimi unutma’’  Mutfaktaki masadan, salondaki dolaba sevgi dolu notları okuya okuya koşturan kadın, sonunda kimi zaman bir demek çiçek, kimi zaman en sevdiği çikolatalar, kimi zamanda pahalı armağanlarla karşılaşırdı… Aldığı hediyenin ne olduğu önemli değildi zaten… Hayat ne kadar hızlı akarsa aksın, işleri ne kadar yoğun olursa olsun hep birbirlerine ayıracak zaman buluyorlardı bulmasına ama kırklı yaşların ortalarına geldiklerinde, daha az çalışmaya karar verdiler. Adam, hastaneden ayrıldı ve muayenehanesinde hasta kabul etmeye başladı. Kadın da mimarlık bürosunu kapadı ve sadece özel projelere görev aldı. Artık daha fazla beraber olabiliyorlardı. Bir gün sahilde dolaşırken, harap durumda bir ev gördü kadın, üzerinde’’satılık’’levhası asılı olan.’’Ne dersin, bu evi alalım mı?’’dedi adama. ’’Bu viraneyi yıktırır, harika bir ev yaparız. Projeyi kafamda çizdim bile. Kocaman terası olan, martıları kahvaltıya davet edeceğimiz bir deniz evi yapalım burayı…’’ ‘’Sen istersin de ben hiç hayır diyebilir miyim?’’diye yanıt verdi adam.’’Amerika’daki tıp kongresinden döner dönmez ararım emlakçiyi… Kaç para olursa olsun, burası bizimdir artık…’’

 

Sadece bir hafta ayrı kalacaklarını bildikleri halde, ayrılmaları zor oldu adam Amerika’ya giderken. Her gün, her saat konuştular telefonla.

 

Gözyaşları içinde kucaklaştılar havaalanında. Fakat birkaç gün sonra, kocasında bir tuhaflık olduğunu fark etti kadın. Eskisi kadar mutlu görünmüyor, konuşmaktan kaçınıyordu. Onu neşelendirmek için, sahildeki evi hatırlattı ve çizdiği projeyi verdi kadın ama hiç beklemediği bir cevap aldı: ‘’Canım, o ev bizim bütçemizi aşıyor. Sen en iyisi o evi unut…’’

 

Mutsuzluk, mutluluğun tadına alışmış insanlara daha da acı, daha da çekilmez gelir. Kadın, hiç sevmedi bu beklenmedik misafiri. Derdini söylemesi için yalvardı adama, ‘’senin için ölürüm, biliyorsun, ne olur anlat’’ diye dil döktü boş yere… Yıllardır sevdiği adam, duyarsız ve sevgisiz biriyle yer değiştirmişti sanki. Ona ulaşmaya çalıştıkça, beton duvarlara çarpıyordu kadın, her çarpmada daha fazla kanıyordu yüreği…

 

Bir gün, çocukluğunun, gençliğinin ve bütün hayatının birlikte geçtiği arkadaşına dert yanarken, ‘’Artık dayanamıyorum, sana söylemek zorundayım’’diye sözünü kesti arkadaşı. ‘’O seni aldatıyor. İş yerimin tam karşısındaki restoranda genç bir kadınla yemek yiyor her öğlen. Sonra sarmaş dolaş biniyorlar arabaya…’’  ‘’Sus, sus çabuk, duymak istemiyorum bu yalanları’’ diye bağırdı kadın. Onca yıllık arkadaşını, kendisini kıskanmakla suçladı… Ertesi gün, öğle vakti o restorandın hemen karşısında bir köşeye sindi sessizce ve peri masallarının sadece masal olduğunu anladı… Kocasının eskiden aynı hastanede çalıştığı genç çocuk doktorunu tanıdı hemen. Bazen evlerinde ağırladıkları kadına nasıl sarıldığını gördü adamın… Akşam kocası eve gelir gelmez, bazen bağırıp, bazen ağlayarak, bazen ona sımsıkı sarılıp bazen de yumruklayarak haykırdı suratına her şeyi. İnkâr etmedi adam. Zamanla duyguların değişebildiği, insanların orta yaşa geldiklerinde farklılık aradığı gibi bir şeyler geveledi ağzında ve bavulunu alıp gitti evden. Kapıdan çıkarken, ‘’Son bir kez kucaklamak isterim seni’’ diyecek oldu ama kadın, ‘’Defol’’ dedi nefretle…

 

İlk celsede boşandılar… Modern bir aşk hikâyesinin böyle son bulmasına kimse inanmadı. Arkadaşlarının desteğiyle ayakta kalmaya çalıştı kadın. Adamın, sevgilisiyle birlikte Amerika’ya yerleştiğini öğrendi. Bazen yalnız kaldığında, onu hala sevdiğini hissedince, ağlama nöbetleri geçiriyor, aşkın yerini, en az onun kadar yoğun bir duygu olan nefretin kalması için dua ediyordu.

 

Aradan bir yıl geçti… Her şeyin ilacı olduğu söylenen zaman bile, kadının derdine çare olamamıştı. Bir sabah, ısrarla çalan zilin sesini uyandı. Kapıyı açtığında, karşısında o kadını gördü. ‘’Sen, buraya ne yüzle geliyorsun’’ diye bağırmak istedi ama sesi çıkmadı.

 

‘’Lütfen içeri girmeme izin ver, mutlaka konuşmamız gerekiyor.’’dedi genç kadın. Kanepeye ilişti ve zor duyulan sesle konuşmaya başladı: ‘’Hiçbir şey göründüğü gibi değil aslında. Çok üzgünüm ama o bir saat önce öldü. Geçen yıl Amerika’da kongre sırasında öğrendi hastalığını ve yaklaşık bir senelik ömrünün kaldığını. Buna dayanamayacağını, hep söylediğin gibi onunla birlikte ölmek isteyeceğini biliyordu. Seni kendinden uzaklaştırmak için, benden sevgili rolünü oynamamı istedi. Ailesine de haber vermedi. Birlikte Amerika’ya yerleştiğimiz yalanını yaydı. Oysa ilk karşılaştığınız otobüs durağının karşısında bir ev tutmuştu. Tedavi görüyor ve kurtulacağına inanıyordu ama olmadı. Gece fenalaşmış, bakıcısı beni aradı, son anda yetiştim. Sana bu kutuyu vermemi istedi…’’  gözlerinden akan yaşları durduramayacağını biliyordu kadın. Hemen oracıkta ölmek istiyordu. Eline tutuşturulan kutuyu açmayı nedense sonra akıl edebildi. İtinayla katlanmış bir sürü kâğıt duruyordu kutuda. İlk kâğıtta, ‘’lütfen bütün notları sırayla oku BİRTANEM’’diyordu… Sırayla okudu;’’ Seni çok sevdim’’, ‘’Seni sevmekten hiç vazgeçmedim’’, ‘’Senin için ölürüm derdin hep, doğru söylediğini bilirdim.’’ ‘’fakat benim için ölmeni istemedim’’ ‘’Şimdi bana söz vermeni istiyorum.’’  ‘’Benim için yaşayacaksın, anlaştık mı?’’son kâğıdı eline alırken, kutuda bir anahtar olduğunu gördü kadın… Ve son kâğıtta şunlar yazıyordu:

          ‘’Sahildeki evimizi senin çizdiğin projeye göre yaptırdım. Kocaman terasta martılarla                                                                                              kahvaltı ederken, ben hep seni izliyor olacağım…’’

yazarı bilinmiyor....

 

isimsiz cadı.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

2008-04-27 23:23:58 - Merhaba...

Yazan:suluboyakutulari
Artık gelmeyi düşünmüyorsun galiba:(
Biz seni özlüyoruz.
İnşallah sağlığın iyidir.
Kalbin kadar temiz insanlarlasındır.
Sevgiler
Bağlantı

2008-04-07 15:07:05 - Merhaba...

Yazan:suluboyakutulari
Buralarda olduğuna sevindim.Hemde çok:)
Ama blogunda yazılarını okumayı çok özledim.
Artık tembelliği bırak ve ses ver cadı, ne olur.
Seni özlüyorum:)
Sevgilerimle
Bağlantı

2008-04-06 21:10:01 - selamun aleyküm

Yazan:yakko
hayırlı ve huzurlu geceler dılemeye geldım a.e.o
Bağlantı

2008-03-24 19:35:45 - ww

Yazan:elci
yine bu kız nereye giddi ya!?
Bağlantı

2008-03-19 05:34:07 - Selam...

Yazan:fuadyusufoglu.com
Sevgili Yeğenim…
Mevlid kandiliniz kutlu Olsun. Allah-u Teâla Hazretleri (c.c.) bizlere ve sizlere Huzur, sıhhat ve afiyet getirmesini Yüce Rabbım (c.c.) den niyaz ederim..
Sevgiyle kalın..Duayla kalın...
Bağlantı

2008-03-16 12:24:30 - Selamun Aleyküm

Yazan:sadakat
Valla kim nasıl düşünürse düşünsün ama bence adam çok doğru yapmış
haa sonradan gidip söylemesi için de belki biraz iyimser olacak ama mesele şundan ibaret
adam kendisi ile arkadaşlık yapmış olan daha doğrusu rol yapmış olan kadını aklamak için bunu yapmış.İnanmazsanız adama sorun ben adamlşa yaptığım roportajda öyle dedi hatta pardon öyle demedi bu fikri ben verdim ona hatta ve hatta o proje varya onu ben yürüttüm işçisiydi tapusuydu bayağı uğraştırdı ama sonunda yaptık hatta ve hatta adamı tedavi edende bendim vayy be ben neymişim diyesim geldi ama napayım bazen ağlarken başkasını güldürebilmek lazım :)
bu arada adam sonradan söylemese idi kadın deprosyona girer intihar ederdi çünkü bana anlattı hatta hangi binadan atlayayım diye sordu bende bekle bi tanıdığın evi var orayı ayarlayayım dedim ama inanın kadını oyalamak için yaptım çünkü adamın ölmasine az kalmıştı zaten ögrenirse intihar etmez dedim nasılll

son olarak kadın adam hakkında yanlış düşündüğü için vicdan azabından kurtulmak için adamın tüm cenaze masraflarını üstlendibu yüzden çok rahatladı vede işin kaymağına kondu. nasıl diceksiniz adamın bütün mal varlığı 1985 model şahini dahil hepsi adama kaldı
ha banamı ne kaldı bu hikayeyi anlatmaktan başka bir karım yok vede sonunda bide hikayenin sonuna yazan kim bilinmiyor yazılınca adamın canı tabi sıkılıyor :)
son olarak arada adamın Amerikaya gittini söylemişsin ama hasta olduğunu nasıl ögrendiğini yazmamışsın onuda ben anlatayım

Hava soğuktu hatta çok soğuktu o kadar soğuktu ki milletin terini silmekten selpağı kalmamış selpak kağıtları borsanın tepesine tırmanmış alta kalan firmalara hava atıyordu. işte ne olduysa bundan sonra oldu adam da soğuktan dolayı terini silmek için bir selpak almıştıki selpağın içinde bir not vardı notta şu yazıyordu "ıslaktan zeminden uzak tutunuz" işte ne olduysa bundan sonra gelişmeye başladı adam terini silmişti bi kere ve kendisi ıslaktı belki zemin değildi ama yinede ıslaktı hatta daha dün X-Men 3 ü seyretmiş ve bir mutant olma korkusuyla hastaneye başvurmuştu çünkü dünkü filmde mutantın teki mutant olmadan önce son olarak bir selpağı yakmış ve dumanının yaydığı radyasyonla mutant olmuştu neyse lafı uzatmayalım hastanedeki doktor ise hemen tedavi altına alıp bu söylemek istemiyorum ama sanırım sen bir kutant olmuşsun dedi
kutantın ne olduğunu bilmediği için bizim doktor dahada endişelendi ve bu endişe ile sordu kutant nedir diye tabi bizim öteki doktor ulan godummu oturturum sen nasıl doktorsun dedi tabi adam kolaysa oturt diyince doktor Türk usulu kabak oturtması yaptı ve bizim doktora gıcık olduğu için doktorun yemeğine kutant yapan kutt koydu ve olaydan habersiz olan bizim zamzalak doktor oturtmanın tadına bakım derken aslında o mezarlığın havasını tenefüss etmeye başlamıştı.
ve işte bu olaydan sonra karakök kutantt olan bizim zamzalak bir yıl ömrü kaldığını annenesinin biricik konuşan papağanındsan öğrendi ve sonra olaylar yukardaki gibi duygusal bir atmosferde ozon tabakasının delinen kısmından hüzüne girerek akımlarına devam etti ve adamı öldürdü...(merhumu rahmetle anıyor yakınlarına mal varlığını açıklamasını ve bana olan borcunu vermesini rica ediyoruz)
vay be nasıl erinmeden bu kadar yazdım helal olsun bana :D
selametle...
Bağlantı

2008-03-13 19:19:04 - Dillerim LaL...!

Yazan:SessizSenfoni

Sus pus olmuş akşamlar
İçimde ölen biri var
Tüm hayallerimi ıskaladım
Adın bulaştı gözlerime çıkaramadım
Pusulası yok yaşadığım hayatın
Yönsüz,yoLsuz,saatsiz,zamansız,sessiz
Ve tüm şiirler lal!

Ben yine geldiğim yere... Susmaya gidiyorum Jadorem...

Bağlantı

2008-03-10 13:31:09 - s

Yazan:Elci
iyi bir hikaye ama gerçek hayatta yaşaması biraz zor,iyi ki hikaye kalsın
segile kal dostum
Bağlantı

2008-03-08 10:35:14 - Kadın...

Yazan:SessizSenfoni

Atatürk diyor ki;
''İnsan topluluğu kadın ve erkek denilen iki cins insandan oluşur. Kabil midir bu kütlenin bir parçasını ilerletelim, ötekini ihmal edelim de kütlenin bütünü ilerleyebilsin? Mümkün müdür ki bir cismin yarısı toprağa bağlı kaldıkça, öteki yarısı göklere yükselebilsin? ''

Ey kahraman Türk kadını...!
Sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde yükselmeye layıksın...!

Kadınlar Gününü kutluyorum cannnnn... Ve kucaklıyorum seni yüreğimin kollarıyla...

Bağlantı

2008-03-06 21:59:04 - Önce özür..

Yazan:MelekZeyno

Canımcım, sevdiklerime yazarken kalbim yanılmaz sanıyordum ama, bazen oluyormuş işte..
Aslında biliyorum senin sürpriz'in kankası olduğunu..
Ve hatta, bir ara saçlarını kestirdiğinde üzülmüştün ya, belki hatırlarsın o zaman yazmıştım sana " kısa saç güzelliğine gölge düşürmez ve nasılsa kökü sendedir diye " ama bazen yoğun işlerim arasında öyle acele ile gelip gidiyorum ki, demek o arada yanılmış olacağım..

Hikayen hüzünlü olsa da çok beğendim..
Sevmek bazen böyle bişey işte.. Çok acı veriyor olsa da, gerektiğinde fedakarlık edebilmek..
Ama, yine de her koşulda, yaşanacak tek dakikayı bile birlikte omuzlamak gerekir diye düşünüyorum..

Bu kez " kim olduğunu bilerek " sana kocaman sevgilerimi bıraktım güzel kızım..:)
Bağlantı

2008-03-06 21:39:14 - Selam...

Yazan:fuadyusufoglu.com
Sevgili canım yeğenim...yorum için sağol Allah(c.c.) senden razı olsun...Amin...
Kurban senin geldiğine (geç de olsa) çok sevindim...İnşaallah bundan sonra fuadyusufoglu.com siteme de yorumunu beklerim...
Cuman hayırlı olsun...Sevgiyle kalın..Duayla kalın...
Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

***Hayatı akıp giden bir nehir gibi düşün... Ya nerede olduğundan emin olarak kıyıda kal, Ya da hayatın seni başka yerlere götürmesine izin ver***

Bannerim

Graphics by yinebiirgulnihal/YBG

Media Player

<< Aranjues D'amour>>

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta

Arkadaşlarım

h2so4
oykum57
unutulan
baharla
zuzum
herneyse
acilarparki
annemyok
neslinursema3
mitalca31
tuana82
sekerkizz
yenibirgun
hamelisis
yanlizlikbenimadim
uzlet
shedar
aksamgunesi69
ruhlargemisi
fuadyusufoglu
yakamoz37
bncem bnc
prewar
supriz
lamure
biribenidurdursunn